24.10.2017 09:47 │Günc.: 18.10.2019 15:05

Düz dokuma tekinğini Türkler, ilk defa göçebe tenteleri yapmak için kullanmışlardır. Daha sonraları, göçebe yaşayan halk çadırların toprak zemindeki rutuberi engellemek için keçi yünü kullanmaya başlamışlardır. Keçi yünü koyun yününe göre çok daha uzun ve sıkıdır. Böylece düz dokuma tekniğinin aynısını kullanarak, keçi yününden  ‘’ kilim ‘’ adını verdikleri zemin kaplama üretmişlerdir. Bunları battaniye olarak ısınmak, çadır için bölme oluşturmak, sıcak yer yaygısı ya da bebek beşiği olarak kullanmak için de dokumuşlardır.

Düğümlü tekniğin bulunuşu, göçebe olarak yaşayan Türk kavminin kalın ve ısıtıcı bir zemin hazırlama amacıyla ortaya çıkmıştır. Elde yapılan düğümlü halılar çok eski devirlerden beri Türk milletinin kendine özgü bir el sanatı olarak gelişmiştir. Günümüze kadar gelen en eski halı Altay Dağlarının Pazırık Vadisi’ndeki bir mezarda bulunmuştur. Şu anda Leningrad’daki Hermitage Müzesi’nde sergilenen bu halı Türk çift düğümü tekniğiyle dokunmuştur. Hun Türklerine ait olduğu kadul edilen bu halı, Türk düğüm tekniğiyle yapılmış tek ve en eski örnektir. M.Ö. 5 – 3. Yüzyıllara ait bu halı, ‘’ kurgan ‘’ denilen mezarın içine dolan suların donmasıyla günümüze kadar korunmuştur.

1. yüzyılda Anadolu Selçuklu devrinde, Konya Alaaddin Camisi için yapılmış sekiz adet Selçuklu halısının bulunması da, çok eski dönemlerden beri Türklerin dünyanın en güzel örneklerini verdiklerini kanıtlamaktadır. Türk halı dokumalarında ağaçlar, çiçekler, çeşitli hayvanlar, manzaralar, camiler, evler, köprüler motif olarak kullanılmıştır. Türk halıcılığında hayvanları canlandıran motifler ( ejderha, kartal, horoz, karşılıklı iki kuş, ejderhayla anka kuşunun savaşı gibi ) en yaygın olarak 14. Yüzyılda kullanılmıştır.Madalyonlu Uşak, Yıldızlı Uşak ve Kuşlu Uşak diye bilinen halılarımız bu devirde en güzel örnekleriyle dokunmuşlardır. Bugun de kabul edilmektedir ki, halı sanatına en büyük katkıyı Türkler yapmıştır.

Osmanlılar döneminde ilk saray halısı Hereke’de kurulmuş ve Osmanlı saraylarını dekore etmek üzere değişik ölçülerde halı dokumacılığına başlanmıştır. İstisnai güzellikteki saray halı ve kilim dokumaları, aynı zamanda barış ve savaş dönemlerinde Avrupa ülkeleriyle ilişkileri pekiştirmek adına kral ve kraliçelere, ordu komutanlarına hediye olarak da yollanmıştır. 14. Yüzyıl sonlarına doğru bu kilimler Avurpa evlerine, kiliselerine ve şatolarına girmeye başlamıştır.

Halıdan farklı teknikle dokunan ve kendine has desen özellikleri taşıyan kilim dokumacılığı da Türk dokuma sanatında önemli bir yere sahiptir. Hereke, Uşak ve Bergama gibi bölgelerin kilimleri zaman içinde ünlenmiş ve Türk dokuma sanatına ayrı bir zenginlik katmıştır. Günümüzde köklü geleneklere bağlı halı ve kilim imalatı Türkiye’nin hemen her yöresinde yapılmaktadır. Bütün Anadolu’da, özellikle de Kayseri, Sivas, Konya, Kırşehir, Isparta, eski halı merkezlerinden Uşak, Bergama, Kula, Gördes, Milas ve Çanakkale’de bu geleneksel sanatımız canlılığını korumaktadır. Saf ipek el halılarının dünyadaki en tanınmış merkeziyse İstanbul yakınlarındaki Hereke kasabası olmuştur. Dünyanın en zengin ilk iki antik halı müzesi de İstanbul’da bulunmaktadır.

Yorumların Devamı...

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Son Eklenenler