Karacaoğlan Kimdir?

Karacaoğlan Kimdir?
Şair, Halk Ozanı
Doğum: 1606 (Tahmini) 
Ölüm: 1679 (Tahmini)
02.09.2019 15.20

Karacaoğlan’ın göçebe yaşamından dolayı nerede doğduğu yada nerede yaşadığı ile ilgili kesin kanıtlar yoktur. Tahminen 1606 yılında doğduğu, 1679 ya da 1689 yılında öldüğü sanılmaktadır. Şimdiye kadar inceleme ve araştırmalara göre 17. yüzyılda yaşamış olduğu en güvenilir bilgidir.

Kimilerine göre Kozan Dağı yakınındaki Bahçe ilçesinin Varsak (Farsak) köyünde doğduğu, Osmaniye ili Düziçi ilçesinin Farsak köyünde doğduğunu söyleyenler de var. Türkmen boylarından birine bağlı ama, Gaziantep’in Barak Türkmenleri de, Kilis’in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenleri de onu kendi aşiretlerinden sayarlar.

Adana Kozan’a bağlı Feke ilçesinin Gökçe köyünden olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Batı Anadolu’da yaşayan Karakeçili aşireti bize bağlıdır diyorlar.

Mersin’in Silifke, Mut, Gülnar ilçelerinin köylerinde, o yöreden olduğu ileri sürülür. Bir menkıbeye göre de Belgradlı olduğu söylenir. Bu kaynaklardan ve şiirlerinden edinilen bilgilerden çıkarılan ortak kanı ise, onun Çukurova’da doğup, yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşadığıdır.

Gezici yaşmış biri için bu kadar farklı bilgiler olması normaldir. Şiirlerinden yola çıkıldığında ömründe yaşadığı değişiklikler tahmin edilebilir.

Neden Gezgin oldu?
Gerçek ismi Simayil, kendi şiirlerinden bazısında ise Halil ve Hasan olarak geçer. Akşehirli Hoca Hamdi Efendi‘nin anılarına göre Karacaoğlan yetim büyümüştür. Çirkin bir kızla evlendirilme endişesi, babası gibi ömür boyu askere alınma korkusu ve o sıralarda Çukurova’da derebeyi olan Kazanoğulları ile arasının açılması sonucu genç yaşta gurbete çıkmıştır. İki kız kardeşini de yanında götürdüğünü, Bursa’ya, hatta İstanbul’a gittiğini belirten şiirleri vardır. Yine bu şiirlerinden anlaşıldığına göre, Bursa’da ev-bark sahibi olmuş ve evlat acısı yaşamıştır. Anadolu’nun çeşitli illerini gezdiği, Rumeli’ye geçtiği, Mısır ve Trablus’a gittiği de sanılmaktadır. Yaşamının büyük bir bölümünü Çukurova, Maraş ve Gaziantep yörelerinde geçirdiği bilinmektedir.

Doğum yeri gibi, ölüm yeri de kesin olarak bilinmeyen Karacaoğlan’ın şiirlerinde kaç yaşına kadar yaşadığı tahmin edilebilmektedir. Hoca Hamdi Efendi’nin anılarına göre Maraş’taki Cezel Yaylası’nda doksan altı yaşında ölmüştür. En son bulgulara göre ise mezarının İçel’in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoğlan Tepesi denilen yerde olduğu sanılmaktadır.

Şiirlerindeki Üslüp ve Tarzı çok farklıydı
Karacaoğlan, Osmanlı Devleti’nin iktisadi bunalımlar ve iç karışıklıklar içinde bulunduğu bir çağda yaşamıştır. Karacaoğlan şiirinin ana temasını, doğup büyüdüğü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yaşadığı, yurt edindiği doğa oluşturur. Güneydoğu Anadolu, Çukurova, Toroslar ve Gavurdağları yörelerinde yaşayan Türkmen aşiretlerinin yaşayış, duyuş ve düşünüş özellikleri, onun kişiliği ile birleşerek aşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş getirmiştir.

Şiirlerinde rastlanmayan ana öğelerin içinde, Anadolu halkının 17. yüzyılda çektiği acılar, göçebe yaşantısının yoklukları, çileleri, çaresizlikler yoktur. Doğa içinde yaşadığı için, en belirgin şiir de görülen doğa ve aşktır. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi, acı, ölüm ise şiirinin bu bütünselliği içinde beliren başka temalardır. Duygularını sade ve gerçek halk diliyle anlatmıştır.gerçekçi biçimde dile getirir, düşündüklerini açık ve anlaşılır bir dille anlatmıştır. Yaşama sevinci şiirlerinde görülmekte, Güzelleri ve yiğitleri över, dert ortağı bildiği dağlara seslenir.

Divan Edebiyatı izleri yok
Karacaoğlan, yaşadığı dönemde Divan Edebiyatı‘nın ve tekke şiirinin çok uzağındadır. Günlük halk dili kullanıp, öz Türkçe daha çok kullanılmış. Arapça ve Farsça sözcüklerin sayısı azdır.

Pir Sultan Abdal, Âşık Garip, Köroğlu, Öksüz Dede, Kul Mehmet’ten etkilenmiş; şiirleriyle Âşık Ömer, Âşık Hasan, Âşık İsmail, Katibî, Kuloğlu, Gevheri gibi çağdaşı şairleri olduğu kadar 18. yüzyıl şairlerinden Dadaloğlu, Gündeşlioğlu, Beyoğlu, Deliboran’ı, 19. yüzyıl şairlerinden de Bayburtlu Zihni, Dertli, Seyranî, Zileli Talibî, Ruhsatî, Şem’î ve Yeşil Abdal’ı etkilemiştir.

Osmanlı Devletinde Meşrutiyet, Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde, halk edebiyatı geleneğinden yararlanan şairlerden Rıza Tevfik Bölükbaşı, Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Kutsi Tecer ve Cahit Külebi Karacaoğlan’dan esinlenmişlerdir.

Şiirleri 1920’den beri araştırılan, derlenip yayımlanan 500 üzerinde şiiri kayıtlara geçmiştir.

Şiirlerinde kullandığı ölçüler
Kendine ait bir şiir dünyası kurmuştur. Farklı tarz ile halk dilindeki söylemleri şiirlerinin içine katmıştır.

Karacaoğlan, halk şiirinin geleneksel yarım uyak düzenini ve yer yer de redifi kullanmıştır. Hece ölçüsünün 11’li (6+5) ve 8’li (4+4) kalıplarıyla yazmıştır. Bazı şiirlerinde ölçü uygunluğunu sağlamak için hece düşmelerine başvurduğu da görülür.

Şiirlerinde, Mecaz ve mazmûnlara çokça başvurması, söyleyişine güç kazandırmıştır. Halk şiiri yani manilere benzemesi bu yüzdendir.

Koşmalar, semailer, varsağılar ve türküler içinde, Karacaoğlan’ın yeri çok önemlidir.

Son Güncelleme: 02.09.2019 17:10
Şair  Halk ozanı 

YORUMLAR