Tarık Çıkıntaş Kimdir?

A- | A+
Tarık Çıkıntaş Kimdir?

Müzisyen, ses sanatçısı (D. 1924, Diyarbakır - Ö. 3 Mayıs 1979).

Diyarbakır'ın aralarında ünlü siyaset ve devlet adamlarının da bulunduğu köklü bir ailesindendir. Mustafa Çıkıntaş'ın oğlu, Ağuludere köşkünün sahibi Hacı Niyazi Çıkıntaş'ın torunu, yazar Esma Ocak'ın dayısının oğludur. İki yaşlarında iken geçirdiği menenjit hastalığı sonucu görme yeteneğini kaybetti. O yıllardaki bütün tıbbi imkânlar denenmesine rağmen başarılı olunamadı.

Tarık Çıkıntaş, beş yaşına geldiğinde, dedesi Hacı Niyazi Bey'in evinde bulunan piyanoyu ayakta durarak çalmaya başlamış ve kısa zamanda ilerletmişti. Tarık, piyanonun başına geçip çalmaya başladığında evdeki diğer çocuklar toplanıp seyreder; eve gelen yaşlı misafirler de bu yaştaki bir çocuğun piyano çalmasına hayret ederlerdi.

1930'lu yıllarda Diyarbakır'a tayin olan ve üç yıl müddetle evlerinde kiracı olan Nuruosmaniye Camii hocası Hafız Akkuş'tan Kur'an ve Mevlid tilavetini öğrendi. Dedesi Hacı Niyazi Bey, konağının bir bölümünü Hafız Akkuş ve ailesine tahsis edip torunu Tarık Çıkıntaş'a Kuran dersi aldırtmış, kendisi gibi âmâ olan arkadaşı Celal Sevimli de bu Kur'an kursuna katılmış ve her ikisi de kısa bir zaman sonra Hafız-ı Kur'an olmuşlardı.

Tarık Çıkıntaş'ın Hafız-ı Kur'an ve çok iyi bir mevlidhan olmasının yanı sıra musikiye karşı büyük bir tutkusu vardı. Babasının bütün ısrarlarına rağmen musikiye olan tutkusunu bırakmamış ve devam ettirmiştir.

Şimdiki Fen Lisesinin yeri o zaman yazlık gazino idi ve iki bölüm olup bir bölümü içkili diğer bölümü içkisiz idi. Burada kukla oynatılır, fasıl yapılırdı. Bu bahçeyi Şeref Değer'in babası çalıştırırdı. Fasılcılar içerisinde çok güzel keman çalan bir sanatçı vardı. Tarık gider onu dinler ve o kemancıdan keman dersi alırdı. Her nedense gayet güzel çalmaya başladığı kemana ısınamamış ve daha sonra cümbüş çalmayı tercih etmiştir.

Kulağı sesleri çok iyi algılıyordu, duyduğu birinin sesini yıllar sonra işittiğinde hemen tanıyordu. Müziğe karşı ilgisi hissedildiğinde evdeki orgla çalışması sağlandı. Radyodan işittiklerini orgla çalmağa çalıştı. Kendisi gibi görmeyen çocukluk arkadaşı Celal Sevimli ile çok uzun sürecek dostlukları ile birlikte müzik hayatlarına başladılar. Kendi kendine cümbüş çalmayı öğrendi. Duyduğu bir şarkıyı kısa sürede hem çalıyor, hem de güzel sesi ile söylüyordu. Ünlü sanatçı şark bülbülü Celal Güzelses'in öğrencisi oldu.

1940-1950 yılları arasında Ramazan ayında camide ve davet edildiği evlere gidip cüz okurdu. Çok şakacı bir insandı. Diyarbakır'ın bütün makam ve usullerini hatasız olarak çalıp söylerdi. Diyarbakır Halk Musiki Cemiyeti'nin temel taşlarından birisi olan Tarık Çıkıntaş, Diyarbakır Halk Musiki Cemiyeti'nin Elazığ'da, Bitlis'te, Malatya'da, Bingöl'de verdiği konserlerde gayet güzel fasıl yapar ve arkasından Celal Güzelses sahneye çıkar idi. Bugün kendisi gibi hayatta olmayan arkadaşlarıyla doldurdukları dört adet kaseti arşivimizde mevcuttur. 

Çok hassas kulağı vardı. Bir türküyü veya şarkıyı ilk dinlediğinde hemen kavrar ve icra ederdi. İnsanları seslerinden tanırdı. Önceleri Cami-i Kebir Mahallesi'nde Vahapağa Hamamı sokağında ikamet eden Tarık Çıkıntaş, daha sonra Diyarbakır'da İkinci Ali Emiri Caddesi'ndeki Semker Apartmanında kiracı olarak ikamet etmiştir. 

1950'li yıllarda Anadolu'yu dolaşıp türkü derleyen ünlü sanatçı, hoca Muzaffer Sarısözen'le tanışma fırsatı buldu. 1955-1970 arası Diyarbakır'da müzik alanında önemli isimlerden biri olmuştu. Hafız Melik Efendi'den Diyarbakır makam ve usulleri hakkında ders alan Tarık Çıkıntaş'ın TRT repertuarında kaynak kişi olarak kendisinden derlenen, aralarında "Çay içinde düğme taş" diye adlı bir türkünün de olduğu çeşitli Diyarbakır türkü ve şarkıları vardır. Son yıllarını hastalıkla geçirmiş,1979'da 55 yaşında iken hayata veda etmiştir. İki evlilik yapmış olup, dördü kız, iki erkek çocuk babasıydı.

HAKKINDA: Vedat Güldoğan / "Çıkıntaş, Tarık" (İhsan Işık / Diyarbakır Ansiklopedisi, 2013).

Ses Sanatçısı  Müzisyen 

YORUMLAR

Bunlar da İlginizi Çekebilir