SAK hastalığı nedir?

A- | A+
SAK hastalığı nedir?

Subaraknoid kanama (SAK), damar içindeki kanın, beyin - omurilik sıvısının dolaştığı subaraknoid aralığa açılması demektir. SAK, tüm serebro-vasküler hastalıkların yaklaşık %10-11’ini oluşturur. Kanayan, büyük çoğunlukla (%85) Willis poligonunu oluşturan büyük boy serebral arterlerin üzerindeki "anevrizma" denilen anormal damar yapılarıdır. Venöz kaynaklı subaraknoid kanama seyrektir ve venöz basıncın düşük olması nedeniyle ancak sızma niteliğinde bir kanama söz konusu olduğu için klinik tablo dramatik değildir. Bu durum, muhtemelen “perimezensefalik kanama” diye bilinen selim seyirli özel bir subaraknoid kanama tipinin başlıca nedenlerinden biridir.

Beyni örten zarlar içten dışa pia, araknoid ve dura dır. Subaraknoid (araknoid altı) kanamalar araknoid denen zar ile beynin hemen üzerindeki pia denen ince zar arasındaki kanamalardır. En çok bu mesafede yerleşik damarların üzerinde oluşmuş damar baloncuğu (anevrizma) nun kanaması ile oluşur.

Anevrizma beyne de gömükse beyin içi kanama da eşlik edebilir. Ya da araknoid zar yırtılırsa kanama yukarı katlara yani dura altına sızıp subdural kanamaya da sebep olabilir. SAK yılda 100 000de 10-15 vakada görülür.

SAK nedenleri

Anevrizmalar %70-75Arteriovenöz malformasyonlar AVM %5Kanama diatezleri yani kanama hastalıkları, antikoagülan (kan sulandırıcı) kullanımı, tümörler,vasculitis denen damarı tutan enflamatuar hastalıklar %5Saptanamayan SAK  (hipertansiyon, sonradan tromboze olmuş (tıkanmış) ve anjioda kendini belli etmeyen anevrizma, AVM).

SAK bulguları

Semptomlar kanamanın şiddetine göre değişir. Ani şiddetli kanama başa yıldırım çarpması gibi bir ağrı düşürüp hastanın yere çökmesine neden olabilir. Ardından hemen geçici ya da uzun sürecek olan bir şuur kaybı veya sara nöbeti eklenebilir. Çoğunlukla bulantı ve kusma eklenir.

Bu bulgular günlerce de sürebilir. Nadiren de başağrısı anevrizmanın sadece sızdırıyor olmasına bağlı olarak o kadar hafifdir ki, yakında gelecek olan büyük kanamanın habercisi olabileceği atlanabilir. Kanamadan 3-12 saat sonra meningismus bulguları (yani beyni örten zar olan meninkslerin uyarılma bulguları) başlar. (Ense sertliği, Kernig bulgusu vb) Başağrısı ve bulantı kusma birliktedir.

• Koma ya da şuur bulanması ya SAKın direkt  bulgusu ya da ilave beyin içi kanamanın beyne bastırıyor olması ile de indirekt olabilir.• Fokal bulgular: Kol ya da bacakta kuvvet kayıpları, konuşma bozukluğu ya da göz kapağının düşmesi vb• Epilepsi sıklıkla görülür• Papilödem• Reaktif hipertansiyon günlerce yüksek kalabilir• Pyrexia yani vücut ateşinin yükselmesi Çok yüksek ve sürekli oynuyorsa hipotalamus denen hayati merkezin kansız kalması sonucudur. İyi bir işaret değildir.• Uygun  vakalarda belden alınan (lomber ponksiyon LP) beyin omurilik sıvısı BOS kanlıdır. Ya da hafif kanamalarda gözle bakmakla kanama belli olmaz ama santrifüjde ksantokromi denen özel renkdeğişimi açığa çıkar.

Tetkik

SAK saptamada Bilgisayarlı tomografi BT en çok kullanılır. Kanama saptamada MR ilk tercih yöntemi değildir. Taze kanamalar hemen oturmaz. Fakat çok sayıda ve minik anevrizma saptamada MR BTden daha hassasdır. Anjiografi ise kanayan damar baloncuğu (anevrizma) ya da AVM saptamada kullanılır ve olabildiğince hemen yapılmalıdır.

DSA digital substraction angiografi kontrast meyi daha az kullandığı için bir çok merkezde ercih edilen anjio biçimidir. %20 vakada kanama ardından refleks olarak damar daralması (vasospasm) gelişeceği için anjo negatif çıkar. Yani SAK kanamasının nedeni görülemeyebilir. Daha sonraki bir tarihte işlem tekrarlanır.

Nadiren omurilik kanalı yani spinal kanal içinde damar yumağı (spinal anjioma gibi) kanayarak sırtta ani ağrı ardınan başağrısı ve diğer SAK bulguları yapabilir. Bazen de kanamanın yarattığı basıya bağlı olarak omurilik bası bulguları, yani bacaklarda felç gelişebilir.

SAK Komplikasyonlarının tedavisi

SAK sonrası nörolojik komplikasyonlar sıktır ve en çok vazospazm, hidrosefali ve yeniden kanama görülür.

Yeniden kanama: Daha önceden de belirtildiği gibi, ilk kanama sonrası hayatta kalan SAKlı hastalar belirgin bir yeniden kanama tehditi altındadırlar. İlk 24 saat içerisinde en yüksek olan bu risk (%4) ikinci günün sonundan itibaren günde %1.5 civarında seyreder.

İlk 14 günün sonunda toplam kanama riski %19 olarak saptanmıştır. Kanamadan 6-12 ay sonrasında risk yıllık %3 düzeyine iner. Mortalitesi %50 olan, ciddi morbiditeye yol açabilen yeniden kanamanın kuşkusuz en kesin önlemi anevrizmanın cerrahi olarak veya endovasküler yoldan kapatılmasıdır.

Bunun dışında hastanın, özellikle ani ve sık, tansiyon yükselmelerinden (180 mm Hg’yı aşan), nöbetlerden ve her türlü gerginlikten korunması gerekir. Duygusal stresten uzak (yakın akraba ve arkadaşların fazla ilgisi dahil), loş ve sakin bir odada yatak istirahatı uygun olur.

Ancak bu durumda stres kaynaklarını iyi belirlemek gerekir (örneğin istemeyen bir hastayı gereksiz yere yatakta tuvalet yapmaya zorlamak veya gereğinden fazla hastane içi transportlar gibi). Ağrı ve heyecana bağlı hipertansiyon kodein veya morfin gibi narkotik analjeziklerle ya da midazolam veya fenobarbital gibi sedatiflerle tedavi edilebilir.

Ağrı verici invazif uygulamalar sırasında mutlaka sedasyon ve analjezi sağlamak gerekir. Lomber ponksiyon veya eksternal ventriküler drenaj gerektiğinde yukarda da belirtildiği gibi intramural basıncı fazla düşürmekten kaçınılmalıdır. Uluslararası ortak bir çalışmanın sonuçları, yeniden kanamanın tüm ölümlerin % 26’sından sorumlu olduğunu ortaya koymuştur.

Daha önceden de belirtildiği gibi SAK sonrası erken dönemde antifibrinolitik ajanların (özellikle traneksamik asid) kullanımının yeniden kanamayı önlediği gösterilmişse de, iskemik komplikasyonlar nedeniyle, prognozu değiştirmediği bildirilmektedir.

Serebral vazospazm: Subaraknoid kanama sonrası gelişen fokal serebral iskeminin başlıca nedeni serebral vazospazmdır. Klinik olarak diğer iskemik inmelerden farkı, öngörülebilir, önlenebilir ve tedavi edilebilir olmasıdır.

Anevrizma kanamasından sonra gelişen en korkutucu komplikasyon yeniden kanamayken, erken cerrahinin yaygın olarak uygulanır olması sayesinde bu sorunun önemi azalmış ve vazospazm, subaraknoid kanamanın mortalite ve morbidite açısından en riskli komplikasyonu haline gelmiştir.

Vazospazmdan söz edildiğinde anjiyografik ve klinik vazospazmı ayırmak gerekir. Anjiyografik vazospazm radyolojik olarak serebral damar çapında meydana gelen daralmayı ifade eder. Klinik vazospazm ise son yıllarda daha çok tercih edilen terim olan geç iskemik defisitle (GİD) eş anlamlı olarak kullanılır ve serebral damarların ilerleyici daralmasıyla birlikte gelişen iskemik belirti ve bulguların oluşturduğu sendromu tanımlar.

anevrizma  Venöz   SAK nedenleri  SAK bulguları  SAK Komplikasyonlarının tedavisi 

YORUMLAR

Bunlar da İlginizi Çekebilir